BUGÜN 21 MART DÜNYA ŞİİR GÜNÜ Ve...BUGÜN NEVRUZ!...BUGÜN BAHAR!

SAVAŞ MI,BARIŞ MI EY İNSAN!
..
"Güç Gösterme Savaşları" (Güç Savaşları) 3.Paylaşım Savaşı'nın sanki ilk adımları...Olmaz olmaz diye diye mi yaklaşıyor dersiniz! Herkes her yere karışmaya başladı,kaplarına sığamamak...Arayış içinde olmak!
...
Ve insan yerküreyi paylaşamıyor.Hep ben ve hep bana! Peki açlık,yoksulluk ve hastalıklarla boğuşan ülkeler! Buradaki insanlar...ve en acısı çocuklar!

Savaş mı!
Ders almadın mı geçmişten ey insan!

***
SEN Kİ

Sen ki
Elinde kalem tutan
Düşünen
Sen ki
Karanlığa inat/ aydınlık
Etrafta kan kokusu var
Yerlerde kol/ bacak
Barış orada/tutunsana kanadına
Utanıyorum aynalardan
Nereye saklandın
Ey insan!(lık)

(Nusret Karaca)
...
GÖKYÜZÜ AYDINLIK

Hey çocuklar
Bakın
Orada bir kuş var
Binin kanatlarına
Uçun
Uçun
Uçun
Kim bilir
Mutlu olursunuz belki de
Bir martı nın
Yol arkadaşlığında

(Nusret Karaca)

ÇELİŞKİ

Barış
Babana selam söyle
Sen doğduğunda çok sevinmişti
Neden,ne oldu
Kardeşinin adını
Savaş koydu

(Nusret Karaca)
...
İNSAN

Savaş
Ne yaparsan
Kazanamayacaksın
Senin adın KAN
Soyadın GÖZYAŞI
Onun adı BARIŞ
Soyadı İNSAN

(Nusret Karaca)
...
ÖZLEM

Hani insanlar vardı
Bu dünya da
Savaşa açlığa karşı
Hani okullar vardı
Sevgiyi,barışı öğreten
Peki
Ben niye ağlıyorum
Koşup...
Oynamak varken
Bu yaşımda çocuklarla
Neden
Tutunacak
Yer arıyorum

(Nusret Karaca)

...
ISSIZ BULUTLAR

Kopmak istiyorum
Issız bulutlardan
Aydınlığa kavuşturmak
Açmak istiyorum
Kapılarını dunyanın
Tüm acıları silmek
Kökünden atmak istiyorum içinden
Sevgi...
Barış...
Umut...
Ve bir de dünya'ya eş
Ben güneş'i seçiyorum

(Nusret Karaca)
...
BULUTLARIN ARASINDAN

Bulutların arasından
Zorlana zorlana güneş
Vurdukça sınıfın penceresinden
Yüzlere
Işıl ışıl ortalık
Ne güzel gülünce çocuklar
Gülmek
Gülmeyi görmek
Ne güzel
Gülmeyi öğretmek
Ve bir de
Sevgiyi...Barışı...
Onlara

(Nusret Karaca)
...
ÇERÇEVE

Önce
Renkleri koydum yan yana
Sonra
Ağaçlar,dallar,yapraklar çizdim
Barış güvercinleri dadandı her birine
Düşüncelerim çiçek açtı
En son
Kuşlar yuva kursun
Ve meyve versin diye ağaçlar
Bir çerçeve çizdim
Tüm yaptıklarıma

(Nusret Karaca)
...
UMUT

Yorgunluk akşam
Sabahlara açık pencere
Bulutlara asılı aşk
Kuş sesine tutsağım

Deniz güzel
Deniz sakin
Su gümüş
Gün umut

Sen
Beyaz güvercin
Zeytin dalı kurumuş
Beklerim

(Nusret Karaca)
...
TARİH KUCAK AÇINCA AŞKLARA

Aşk şiiri
Önce Sümer’de mi yazıldı
Çağlar boyu
Tek mi kaldı dizelerde
“MEZOPOTAMYA”
Sizce Anadolu’da yalnızca ana kraliçe miydi
“TAVANANNA”
Ne bekliyordu hükmederken
“KLEOPATRA”
Mısır ülkesinden tarihlerin not düştüğü
Destansı bir savaş
“TROYA”
Aşkı kim sıkıştırdı araya
Çıkıp biri sormalıydı
“HOMEROS”a
Bir tutku uğruna
”İNANNA”
Az mı çektirmişti ölümsüzlüğü ararken
“GILGAMIŞ”a
Savaşa son verdi
İki kent
Bir kadın kokusuna
Boşuna mı yazıldı
Koskoca
“LİSİSTRATA”
Zenginlik
Yastık altında saklanan
Para
Bilseydi böyle olacağını
Vazgeçer miydi değiş-tokuştan
Uygarlıklar ülkesi
“LİDYA”
Hızla akıp geçer zaman
On binlerce yıl ötesinden
Birileri hesap yapmalı
Neler kaldı günümüze
Yüz kızartıcı savaşlardan
Ve aşktan başka
Ne kalabilir yarınlara
“YÜZYILLAR”dan

(Nusret Karaca)
...

GÜZEL ŞEYLER

Hep sevgiyi yaz bana
Hep barışı
Zeytin dalları çiz defterime
Altına da
İmzan yerine
Beyaz bir kuş resmi yapsana

Sonra
Küçük bir çocuktan bahset
Yumuk yumuk ellerindeny
İster öykü olsun
İsterse pamuk prenses
Masal da olsa
Cadıları çıkarıp
Güzel şeyler anlatsana

Gökyüzünü mavi çiz
Yıldızları bana yakın
Güneş yakmasın
Aydınlatsın
Ay kaybolmasın geceleri
Bir de
Gülen gözler göster bana

Bir çocuk bahçesi yap
İçinde savaşlar olmasın
Duvarlar,çitler,zincirler istemem
Ne olur
Güzel şeyler çiz
Güzel şeyler yaz bana

(Nusret Karaca)
..
BARIŞ GÜVERCINLERİ....BARIŞ'A DAİR
..
Sana yazdım en güzel şiirlerimi
En güzel öykümde sen varsın
Seni fotoğrafladım
Gökyüzunde
Bizlere inat uçarken
Özgürce
Ruyalarımda bile sen
Besteler yaptım
Sarkılar okudum sana
Nu olur benim beyaz kuşum
Bir kanadına da beni alsana

(Nusret Karaca)
...
ZEYTİN DALLARI

Kuşları saldım kafeslerinden
Anladım
Zoraki olmuyor barış
Yere düştü gagalarından
Daha
Gökyüzüne havalanmadan
Ellerimle saldığım kuşların
Zeytin dalları
Sonra
Hiç dönmediler
Belki çok
Ama çok uzaklarda
Yeni bir dünyanın keşfindeler
Bense hala
Ütopyaların peşinde
Anladım
Yorgun kuşlar
Ve zeytin dallarıyla
Zoraki olmuyor barış

(Nusret Karaca)
...
BAHAR YAĞMURLARI

Üzülme bugün
Güneş doğmadı diye
Bu kez
Bahar yağmurları getirdim sana
Ve ardından
Kır çiçekleri açacak
Sevgi dolu yüreğimde
Anlasana

(Nusret Karaca)
....
“Barış, her şeyi hazmeden mutluluktur. Barış istiyorsanız önce sevgiyi yaratın.”diyor Victor Hugo
Ya mutluluk,ya gözyaşı!
Benim şiirlerim hep barışa kucak açar.!
"Şiir seven insanı da sever." demişti bir gün bana Salah Birsel.
Öyleyse...
"Kalem aklın ve yüreğidir." diyor ve sevgiye,barışa yolluyorum yazı ve şiirlerimi...
Çocuklarımızın geleceği için...
İnsanlık adına!
******

TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI
2022 DÜNYA ŞİİR GÜNÜ BİLDİRİSİ- ŞİİR YAŞAM İÇİNDİR!

21 Mart Dünya Şiir Günü'nün temeli ilk kez, 1996'da Şiir Uzayı Lab bünyesinde doğdu, Gülseli İnal ve öbür arkadaşlarla kutlandı. 1997'de Pen'in Bergama'da düzenlediği Akdenizli Ozanlar Buluşması'nda Tarık Günersel'in girişimiyle PEN Türkiye Merkezi Unesco'ya şiir günü kutlama önerisini götürdü. 21 Mart Dünya Şiir Günü olarak kabul edildi ve 1999'da bütün dünyada kutlanmaya başladı. Ülkemizde ilk şiir günü bildirisini 1999'da o dönemde Türkiye Yazarlar Sendikası 2. başkanı olan Kemal Özer, TYS ve PEN adına kaleme aldı. O gün bugündür 21 Mart şiirin de günüdür. Yıllar içinde ülkemiz şairleri TYS ve PEN birlikte ya da ayrı ayrı bildiriler yazdılar. 2022 PEN Şiir Ödülü'nü alan Türkan İldeniz'i yürekten kutluyorum. Bu yıl, Türkiye Yazarlar Sendikası adına 2022 Dünya Şiir Günü bildirisini yazma onurunu ve sevincini yaşıyorum. Bana bu onuru ve sevinci yaşatan örgütüm Türkiye Yazarlar Sendikası yönetimine teşekkür ediyor; ülkemiz ve dünya şairlerinin Dünya Şiir Gününü kutluyorum.

GÜLSÜM CENGİZ
ŞİİR YAŞAM İÇİNDİR!
Şiirin tarihi insanlık tarihi kadar eski. İnsanın yeryüzündeki serüveninin başladığı dönemde dans ve müzikle birlikte ortaya çıkan şiir; insanın yaşadıklarını anlatma, özlem ve isteklerini ifade etme gereksiniminden doğmuştur. Beden hareketine ve müziğe eşlik eden ritimli sözler şiirin temelini oluşturmuştur. Bu demektir ki şiiri var eden yaşamdır; insana, doğaya, yani bütünselliği içinde yaşama ve süregelen olgulara dair ne varsa şiirin konusunu oluşturmuştur. Bereketli bir hasat ve yağmur özlemi, iki insan arasındaki büyük duygu birliği olan aşk, karanlık ve ölüm korkusu, ışık özlemi, aşk ve ayrılık acısı şiir olmuştur kabile büyücülerinin tılsımlı sözcükleriyle. O günden bu yana, şairlerin, yaşadıkları çağ ve toplumda yaşananlara tanıklık ettikleri şiirler; değişen toplumsal koşullardaki insanlık hallerinin yanı sıra biçimde de değişerek süregelmiştir; ancak aşk, ayrılık, ölüm, yoksulluk; barış ve özgürlük isteği, daha güzel bir yaşam özlemi gibi temel izlekler değişmemiştir. İnsanlığın ortak sorunlarını ifade eden şiirler, çağlar boyu varlığını sürdürerek günümüze dek gelmiştir. Şairin yaşadığı coğrafya, dönem ve kültürden izler taşıyan bu şiirler, geçmişten geleceğe uzanan zincirin birbirine eklenen halkalarıdır ve insanlığın ortak mirasıdır.
Şiirin temelinde de felsefedeki gibi; insanın yaşadığı dünyayı, insanı anlama ve açıklama; gelecek düşleri kurma ve değiştirme özlemi vardır. O yüzdendir ki şiir muhaliftir; kurulu düzene, egemen ideolojiye... Şair, toplumunda ve çağında yaşanılan kötülükleri, haksızlıkları sorgular, eleştirir, daha güzel bir yaşamın varlığını sezdirir dizeleriyle. Çünkü sanatçının toplumuna, çağına karşı sorumlulukları vardır. Çünkü şairler toplumların vicdanıdırlar; bütün seslerin sustuğu, susturulduğu bir dönemde toplumsal çelişkileri, acıları gösterirler; şiirleriyle ses olurlar insanlara. Şairler umut işçileridir; insanların bakıp görmedikleri ince ayrıntıları, yaşamdaki zenginlikleri, güzellikleri, umut ve direnci duyumsatan. Şairler bilinç işçileridir; insanlara, kendi içlerindeki değiştirme gizilgücünü yapıtlarıyla sezdiren. Çünkü şiir işlevseldir; insanların bilinç altına girip düşüncelerini, duygularını etkileme gücü vardır.
Şiir yaşamın ta kendisidir. Kara bulutların arasından sızan gün ışığı, sularla öpüşen salkım söğütler, fırtınalı bir havada kabaran dalgalar, suyun üstündeki ak köpükler şiirdir. Gözaltında kaybedilen oğlunun mezarını arayan ananın saçına düşen ak, dili yasaklanan insanın yüreğindeki acı şiirdir. Sınıflı toplumların doğuşunun ardından binlerce yıldır acı çeken, şiddete uğrayan, öldürülen kadınların yüzleri; süregelen baskıya başkaldırıp yazgıyı değiştirmek için ellerini birleştiren kadınların direnç ve mücadelesi, yüreklerindeki isyan şiirdir. Savaşların sınır boylarına, deniz kıyılarına savurduğu sığınmacıların gözlerindeki umarsızlık, onlara el uzatan insanların varlığı şiirdir. Yüreğe düşen aşk, toprağı canlandıran emek, makineye hükmeden el, meydanların coşkusu şiirdir. Çekirdeğin içindeki can, taşı oyan su damlasının gücü, ana rahminde büyüyen umut; dalın ucundaki ilk tomurcuk şiirdir. Demiştir ki Goethe; “Şiirin konuları hiç eksik olmayacaktır; çünkü dünya o kadar büyük, o kadar zengin, yaşam o kadar değişik manzaralı ki... Hiçbir gerçek konu yoktur ki şair onu gereği gibi işlemesini bildiği andan itibaren şiirden yoksun olsun.”
Şiir yan tutar; tuttuğu yan bütünselliğiyle yaşamdır. Demiştir ki Nazım Hikmet; “Dünya tarihinde, çağının sorunları karşısında büsbütün yansız ve edilgin kalmış bir tek büyük yazar göstermek kuşkusuz güç olacaktır. Yansız olunduğu sanılabilir ve söylenebilir, ama nesnel olarak hiçbir zaman yansız olunamaz. Bana gelince, ben kesinlikle yan tutmayı yeğlerim.”
Şiir yol arkadaşıdır; yoksullara, ezilenlere, savaşlardan bunalan insanlara umut ve direnç olan. Hasan Hüseyin, “biliyorum / matarada su / torbada ekmek / ve kemerde kurşun değil şiir / ama yine de / matarasında su / torbasında ekmek / ve kemerinde kurşun kalmamışları / ayakta tutabilir.”, Serdari “kısa çöp uzundan hakkın alacak” demiştir. Nazım Hikmet ise, ”gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan, ekmek gül ve hürriyet günleri”nin nasıl geleceğini de söylemiştir dizelerinde: “beklenen günler, güzel günler ellerinizdedir.”
Bugün insanlığın şiire her zamankinden fazla gereksinimi vardır. Kapitalizmin son aşaması olan emperyalizmde; emek sömürüsü, savaşlar, kimyasal silahlar, nükleer reaktörler, ozon tabakasındaki delik, laboratuvarlarda üretilen virüsler ve küresel salgın, orman yangınları yalnız insanları değil, bütün yaşamı tehdit etmektedir. İşte teknolojik olanaklar arttıkça yalnızlaşan, yaşama yabancılaşan insan; işte Afrikalı çocuğun aç gözleri; işte Hindistan'da çeyiz kavgasında yakılarak öldürülen kadının çığlığı; işte Filistinde, Yemen'de, Afganistan'da, Ukrayna'da silahların gölgesinde yaşayan çocukların gözlerindeki korku ve acı; işte yok edilen yağmur ormanları, ranta kurban edilen zeytin ağaçları; işte dünyanın her yerinde; savaşlar ve göçler nedeniyle sokakta yaşamak ve çalışmak zorunda kalan milyonlarca çocuğun sorgulayan bakışları...
Ne var ki yaşamın bütünselliği içinde, acıların yanında umut da vardır. Her sabah yeniden doğan güneş, doğanın sonsuz yenilenme gücü, halkların barış ve özgürlük mücadelesi, kadınların direnci, ayağa kalkan emekçiler, doğaya sahip çıkan insan, çocukların bitimsiz yaşama sevinci umuttur...
Her şair kendi çağını, dünyasını yaşar; yüreğindeki kabuğu çatlatıp yaşama kök saldığında, yaşam ona şiirin yolunu gösterir. Şair yaşamdan damıttığı şiirleriyle, insanın daha güzel bir dünyada yaşama isteğine, özgürleşme mücadelesine güç verir. Çünkü “Şiir yaşam içindir! / Tanıklık etmelidir gününe, / yaşamı savunmalıdır şiir!”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nusret Karaca - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Forapost - Doğru Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Forapost - Doğru Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Forapost - Doğru Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Forapost - Doğru Haber değil haberi geçen ajanstır.



Wien Markaları

Forapost - Doğru Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+43 (664) 120 25 27
Reklam bilgi