Bursa Su Kolektifi: Suyun sesi olmaya devam edeceğiz

Bursa Su Kolektifi'nin her ayın 22'sinde Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü önünde yaptığı eylemler sürüyor.

Büyütmek için resme tıklayın

Bursa Su Kolektifi: Suyun sesi olmaya devam edeceğiz

Bursa Su Kolektifi'nin her ayın 22'sinde Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü önünde yaptığı eylemler sürüyor.
12.'si düzenlenen eylemde 22 Mart Dünya Su Kolektifi Günü'ne dikkat çekildi, Birleşmiş Milletler'in 2021 Yılı Su Raporu'na göre Türkiye coğrafyasında orta ve yüksek oranda su stresi olduğu hatırlatıldı.
Açıklamada, "Her gün dünya su günüdür şiarıyla yola çıktığımız günden beri düzenlediğimiz eylemler ifşa niteliğindedir. Görevlerinizi yerine getiriyorsanız eğer ✅Marmara Denizi neden ölüyor? ✅Dereler neden kirli akıyor? ✅Su varlıklarını şirketler nasıl sınırsızca tüketiyor?" diye soruldu.
"Suyun sesi ol" yazılı pankartın açıldığı eylemde iklim değişikliğine, iktidarın sermaye odaklı doğa düşmanı politikalarına dikkat çekildi. Basın metnini okuyan Figen Ovat ve Şenol Demir, su varlıklarındaki azalmanın temel nedeninin iklim krizini tetikleyen ve pek çok ülkenin kurulmasına izin vermediği Türkiye gereksiniminin çok üzerinde yeni termik santraller, çimento ve demir çelik fabrikaları gibi enerji yoğun projelerin teşvik edildiği kaydedildi.
TATLI SU MİKTARI %1
Dünyada var olan suyun %97'si okyanus ve denizlerde tuzlu su olarak var olduğunu, dünyanın yüzeyinde tüm göller, nehirler, derelerde bulunan tatlı suyun miktarının dünyadaki tüm tatlı su miktarının yalnızca %1’i olarak hesaplandığına dikkat çekilen açıklamada, Türkiye'nin su varlıklarında azalmanın sürekli düşüş eğiliminde olduğu, buna rağmen çok su tüketen, suyu kirleten, suyu ticarileştiren ve suyun doğal çevrimini engelleyen yüzlerce projenin uygulandığına vurgulandı.
BARAJLAR, HES'LER SUYUN DOĞAL DÖNGÜSÜNÜ ENGELLEDİ
Son 20 yılda temiz akan dere kalmadığı dile getirilen açıklamada şöyle denildi: “Su kaynakları henüz ovaya inmeden dağlarda suyu ambalajlayan şirketlerin talanına açıldı. Nehirlerin önüne ardı ardına barajlar, HES'ler yapılarak suyun doğal döngüsü engellendi. Baraj gövdesindeki sular HES şirketlerinin ticari malı durumuna getirildi. Böylelikle doğanın ve halkın suyu, HES ve su şirketleriyle yaratılan su baronlarına tahsis edildi. İklim kriziyle birlikte her yıl giderek derinleşen su kıtlığının artmasıyla halk ve şirketler arasında olası su savaşlarına zemin hazırlandı. Bunlarla birlikte, su varlıklarımızdaki azalmanın temel nedeni iklim krizini tetikleyen ve pek çok ülkenin kurulmasına izin vermediği Türkiye gereksiniminin çok üzerinde yeni termik santraller, çimento ve demir çelik fabrikaları gibi enerji yoğun projeler teşvik edildi.”
Nilüfer Çayı, Ergene ve diğer pek çok derenin balık dahil hiç bir canlının yaşamadığı açık lağımlara dönüştürüldüğü, yasalara göre hiçbir derenin kirli akmaması gerektiğinin altı çizilen açıklamada, “Oysa Türkiye'de tüm dereler Nilüfer Çayı gibi kirlidir. Herkesin gözü önünde olan bu saptama bile devletin ilgili bakanlıkları ve kolluk güçlerinin görevini yerine getirmediğini ortaya çıkarmaktadır.”denildi.
DİLEKÇEMİZE 2.5 AY SONRA CEVAP VERİLDİ
Bursa Su Kolektifi olarak üç ay önce ÇED Raporlarını onaylayan Bursa Çevre Şehircilik ve İklim değişikliği Müdürlüğü'ne verdikleri dilekçede, bütün fabrika ve tesislerin ÇED Raporu ile atıklarını bertaraf yükümlülükleri üstlendikleri halde neden Nilüfer Çayı'nın hiç bir amaç için kullanılmayacak düzeyde kirletilmiş olarak aktığını sorduklarını ifade eden Figen Ovat ve Şenol Demir, “ Dilekçemize 2,5 ay sonra gelen yanıtta Bakanlığın görevlerini yerine getirdiği yazıyordu. Bu sözde yanıt Türkiye'de çevreyi temiz tutmakla görevli bakanlıklar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği, Tarım ve Orman, Sağlık, Enerji Bakanlıklarının derelerimizi temiz tutmaktan aciz olduğunu, görevlerini yerine getirmediğini ortaya koymaktadır. Bu da ilgili bakanlıkların derelerimizin kirletilmesine izin vererek halkın sağlığını ve geleceğini değil şirketlerin çıkarını koruduklarını göstermektedir.”dedi.
ZEYTİNLİKLER TALANA AÇILDI
Açıklamada, son birkaç ayda ormanları, zeytinlikleri talana açan yönetmeliklerin ard arda yayınlandığına,Türkiye tarihinde ilk kez bir deniz ve kıyıları yani Marmara Denizi, Cumhurbaşkanı kararıyla özelleştirme kapsamına alındığına da dikkat çekilerek, buna izin vermeyecekleri vurgulandı.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı sulak alanlarımızı daha da tehdit edecek projelerin ÇED Raporlarını onaylanarak izin vermeye devam etmektedir. Tek başına Orhangazi İlçesi’ndeki yurttaşlarımızın iki katı su tüketen Cargill, mahkemelerin verdiği kapatma kararlarını hiçe saydı. Cargill’i kurtaracak af kanununu TBMM’den geçirildi. İznik Gölü’nü kirletip su varlığını azaltacak zeytinyağı fabrikaları, kağıt fabrikası gibi pek çok proje ise hala adil kalmayı başarabilen mahkemelerimizde açılan davalarla zarar oluşmadan engellenebildi. Yine yakın geçmişte Uluabat Gölü kenarına yapılmak istenen Kotiyak Sanayi Bölgesi de açılan davalar sonucu durdurulabildi. 28 Şubat 2022 tarihinde bilirkişi incelemesi yapılan Kütahya Simav’da açılmak istenen altın madeni, dünya genelinde çok az gölün sahip olduğu Ramsar niteliğinde olan Uluabat Gölü’ndeki kirliliği, gölü yok edecek boyuta taşıma potansiyeline sahiptir.”
Açıklamada, dere ve göllerdeki kirliliğin temel nedeni sanayi üretim tesislerinin atık suları olsa da tarım zehirlerinin ve gübrelerinin bilinçsiz kullanımının su kirliliğinde önemli etkisi olduğu da ifade edildi. Ayrıca, dere ve göllerdeki kirliliğin temel nedeni sanayi üretim tesislerinin atık suları olsa da tarım zehirlerinin ve gübrelerinin bilinçsiz kullanımının su kirliliğinde önemli etkisi olduğu da ifade edildi.
Deniz çürüdü. 2021 yılı Marmara Denizi’nde müsilaj felaketinin yaşandığı yıl olarak tarihe geçti. Müsilaj özellikle deniz altında yaşayan milyonlarca deniz canlısının ölmesine neden oldu.
Göllerdeki kirliliğin alg patlaması yaratırken Marmara Denizi’ndeki kirliliğin müsilaj felaketini yarattığına da dikkat çekildi.
BURSA HALKINI BİRLİKTE MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUZ
Açıklamanın sonunda şu çağrıda bulunuldu: “Suyumuza, doğamıza ve tarım alanlarımıza yönelik tüm bu karanlık tablo karşısında biz Bursa Su Kolektifi olarak her gün, her ay Dünya Su Günü’dür diyerek her ayın 22’sinde burada Bursa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü önünde basın açıklamaları düzenledik. Suya ve doğamıza yönelik tehditlere karşı yetkililerin önlem alınmasını istedik. Verdiğimiz dilekçelerle yapılmayanları, eksikleri, yapılması gerekenleri ve taleplerimizi Bakanlığa ilettik. Bu mücadelemizin mutlaka sonuç vereceğine inanıyor, bundan sonra da “Suyun Sesi Ol”maya devam edeceğimizi bir kez daha kamuoyuna duyuruyor, sesimize ses katmak isteyen Bursa halkını da birlikte mücadeleye etmeye çağırıyoruz.”

23 Mar 2022 - 00:21 - Dünya



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Forapost - Doğru Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Forapost - Doğru Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Forapost - Doğru Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Forapost - Doğru Haber değil haberi geçen ajanstır.


Wien Markaları

Forapost - Doğru Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+43 (664) 120 25 27
Reklam bilgi